Hz. Peygamber(s.a.v) zamanındaki binaların bir kısmı kamuya ait binalar diğerleri de şahıslara ait özel evler ve işyerleridir. Kamuya ait binalar arasında mescidler birinci sırayı almaktadır. Bunun yanı sıra hastane, misafirhane, hapishane, hamam gibi çeşitli ihtiyaçlar için kullanılan binalar da görülmektedir.
At, deve ve diğer sığır ve koyunların beslenmesi, kümes hayvanlar, kuşlar, kedi, köpek vs. beslenmesi ve bunların barınakları, çocukların oyun alanları boş alanlar, çocukların kuş beslemeleri vs. de düşünüldüğünde o dönem için hayli boş alan ve çeşitli amaçlara hizmet eden binaların varlığı daha iyi anlaşılacaktır.
1. Mescitler Ve Namazgahlar:
Hz. Peygamber’in Medine şehrini cami merkezli kurduğu ve geliştirdiğini söylemek mübalağa olmaz. Medine’nin büyümesi Mescidi Nebevî’nin öncülüğünde diğer mescidlerin kurulması ve şehrin bu mescitler etrafında oluşturulmasıyla gerçekleşmiştir.
Hz. Muhammed (a.s.), öğretim ve sosyal dayanışmada mescidleri kullanmıştır. Kadılık, ihtisab, vakıf, eğitim, öğretim gibi medeniyetin metafizik unsurları hep mescidlerde icrâ edilmiştir. Mescid-i Nebevî dışında Medine’de Hz. Peygamber’in sağlığında dokuz mescidin bulunduğu bunlardan başka yine aynı dönemde Riyad ve Dahran arasındaki Cuvâsa’da Cuma kılınan bir mescidin bulunduğu kaynaklarda zikredilmektedir.
Ayrıca Hz. Peygamber’in bayram namazlarını mescid yerine namazgahta yani geniş bir alanda kıldırdığını biliyoruz.
Mescid gibi umuma ait binaların yapımında temelde taş işçiliğinin kullanıldığı görülmektedir. Yaklaşık yer üstünde 150- 200 cm.’lik bir kısım taşla örüldükten sonra üzerine kerpiçle örülmeye devam edildiği, duvarlarının çamur içerisine saman denilebilecek hurma liflerinden ve birtakım yün ipler karıştırılmak suretiyle oluşturulan kerpiçlerle örüldüğü bilinmektedir. Hz. Peygamber Medine’de Mescidi Nebevî’yi bu şekilde inşa etmiş, hurma ağaçlarının gövdelerinden yüksek sütunlarla mescidi muhkem kılmış, üstünü de hurma ağacının dal ve yapraklarıyla kapattırmıştır. Temellerini taşla direkleri hurma ağacı gövdesi tavanı da hurma dallarından duvarları kerpiçten yapılmıştır.
Kıbleye gelen tarafı 100 arşın diğer İki tarafı da bu kadardı. (Yani her taraftan yaklaşık 65 metre) Mescid Kare şeklinde idi. Temel yerden yaklaşık üç arşın yükseliğinde olup taştandı. Üstü de kerpiçle inşa edildi.
Mescidlerin temizliği için görevliler tutulmuştur. Mescidden alınan her bir çöpün sadaka vermeye eşit olduğu bildirilmiş, oraları kirletmek ve mescidlere tükürmek günah sayılmış bunun keffaretinin ise onu temizlemek olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca kötü kokan yiyecek ve içecek yemiş olanların kokularıyla başkalarına rahatsızlık vermelerine razı olmamış, onların bu durumda mescide gelmelerine müsaade etmemiştir. “Güzel koku ikram edilen kimse onu reddetmesin; çünkü onun taşınması kolay, kokusu güzeldir” sözleriyle mescidlerin güzel kokmasını temine çalışmıştır.
Hz. Peygamber mescidlerde tartışmayı, yüksek sesle konuşmayı, kayıp ve yitikleri soruşturmayı, mal alıp satmayı, ev alıp satmayı veya kiralamayı hoş karşılamamış ve “Kim Mescidde yitiğini soruşturan bir adam duyarsa, ‘Allah onu sana buldurmasın’, desin. Zira mescidler yitik araştırmak için yapılmamıştır,” buyurmuştur. Ayrıca “Mescidde mal alıp satan gördüğünüzde Allah kazandırmasın deyiniz, yitik araştırdığında ise, Allah buldurmasın, deyiniz” buyurmaktadır.
2. Elçiler İçin Misafirhane/Devlet Konuk Evi :
Resulullah’ın kullandığı evlerinden biri de “Büyük Ev” diye adlandırmıştı ki bu Humeyd b. Abdurrahman b. Avf’ ın eviydi. Bu ev muhacirlerden birinin Medine de yaptığı ilk ev olması sebebiyle Resulullah misafirlerini burada ağırlardı.
Hz. Peygamber bizzat bu evin yapımında çalışmıştı. Bazen yabancı elçilerin müslümanların yaşantılarını görmeleri, onların namaz kılarken, Kuran okurken yaptıklarını izleyebilmeleri için Allah Resûlü Mecside çadır kurdurur, misafirler orada ağırlanırdı. Uzaktan gelen bazı heyetleri Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evinde misafir ettiği de olurdu.
3. Hastahane :
Hz. Aişe’den şu rivayet nakledilmektedir: Hendek savaşında Sa’d yaralandı. Kureyş’ten biri ona ok atmıştı. Resulullah (s.a.v) mescidde onun için bir çadır kurdurdu, kendisini yakından ziyaret ediyordu.” İbn İshak es-Sîre’ de şöyle der: Resulullah (sav) Sa’d b. Muâz, mescidinde, Eslem kabilesinden Rufeyde adlı bir kadının çadırına koydurttu. Rufeyde yaralıları tedavi ediyor; Müslümanlardan sıkıntıya düşmüş olanların hizmetine kendisini adamış bulunuyordu. Kettânî, “Bu Hz. Peygamber (sav) zamanında hastanelerle ilgili olarak bildiğimiz en geniş bilgidir” demektedir.
4. Hanlar :
İbn Sad’ın et-Tabakât’ında şu bilgi verilir; Hz. Ömer (r.a.) köle (rakîk) evi yaptırdı ki bazıları buna un (dakîk) evi derler. Yolda kalanlara (yolculara) ve kendisine inen yolculara ait olmak üzere oraya un, kavut, hurma, yağ ve ihtiyaç duyulan şeyleri koydurttu. Hz. Ömer, Mekke ile Medine arasında Sebil, yolcuların ihtiyaç duydukları ve kendilerini bir sudan (konak yeri) diğer suya ulaştıracak şeyleri koydurttu. Yine İbn Sa’d’ın Tabakât’ında şu bilgi kaydedilir: Yol boyunca ikamet edenler Hz. Ömer’den Mekke ile Medine arasında yapı kurmak için izin istediler. O da kendilerine izin vererek şöyle dedi: Yolcu su ve gölgeye daha layıktır.
5. Kimsesizler Yurdu/Suffe :
Hz. Peygamber mescidi yaptırırken hemen bitişiğine kimsesizler yurdu da diyebileceğimiz bir barınma yeri yaptırdı. Suffe ehli Kureyş muhacirlerinden ve diğerlerinden 400 kişi idi. Gece Kur’ân öğreniyorlar, gündüz ise hurma çekirdeği kırıyorlardı. Ehl-i Suffe’nin bir ferdi olan Ebû Hureyre buradaki yaşamlarını şöyle özetlemektedir: Ben Ehl-i Suffe’den idim. Akşam olunca Resûlullah yanımıza gelir ve yanındaki bazı kimselere bizlerden birilerini yemeğe götürmelerini söylerdi. Onlardan her biri, bir veya birkaç kişi beraberinde götürürdü. Geriye kalan beş on kişi mescidde bekler, Hz. Peygamber’in akşam yemeği gelirdi, o da onlarla birlikte yemeğini yerdi. Biz yemeği bitirdikten sonra bize ‘mescidde uyuyun’ buyururdu.
6. Evler:
Hz. Peygamber, evlerin ve yolların geniş olmasını istemiştir. Nebi (a.s.) ordugâhta şu duyuruda bulunmak üzere münâdi gönderdi: “Kim bir evi daraltır ve bir yolu keserse ona cihad yoktur.” Bu, insanların (lüzumdan fazla yer kapıp başkaları aleyhine) evleri daraltmaları ve yolları kesmeleri münasebetiyle vaki olmuştu. Bundan da anlaşılıyor ki, Allah Resulü (sav) seferde çadırların kurulmasına varıncaya dek düzenli olmayı severdi. Nerede kaldı ki iskan mevki ve sağlam yapı konusunda bunu sevmesin. Hadisten anlaşıldığı üzere insanların yürüdüğü yolu (geçişi engelleyecek, sıkıntı doğuracak şekilde) daraltmak kimseye caiz değildir. Böyle yapan kimseden cihadın nefyedilmiş olması bu fiili yapmaktan uzaklaştırma ve azarlamada mübalağa kabilindendir. Yine bunun gibi, zarara sebep olduğu için (İhtiyacı dışında yer alıp başkaları aleyhine) evleri daraltmak da caiz değildir.
Allah Resûlü mescidi yaptıktan sonra, mescidin yanına evlerini (hücrelerini) kerpiçle yaptırdı. Evlerin tavanı hurma ağacı gövdesi ve dallarıyla, etrafı (duvarları) kerpiçle, iç bölümler ise, çamurla sıvanmış hurma dalları ve yünden çullarla yapılmıştı. Bu hücrelere hava geçişini güzel sağlayacak, giriş ve çıkışı kolaylıkla ve süratle temin edecek kapılar koydu. Hz. Aişe’nin evi, Hz. Fâtıma’nın evinin sırasında idi ve kıble tarafına açılan bir kapısı vardı. Hz. Hafsa ile Hz. Aişe’nin evleri arasında bir yol vardı, her ikisi evlerinde bulundukları halde, evlerinin yakınlığından dolayı birbiriyle karşılıklı konuşuyorlardı. Hz. Hafsa’nın evi, Hz. Aişenin güney doğusunda bulunan Âl-i Ömer kulubesinin sağında idi. Bu ikisinin evlerinin aşağısında Resûlullah’ın diğer hanımlarının evleri yer alıyordu. Hz. Fatıma’nın evinde babasının evine bakan bir kafesi vardı. Hz. Peygamber (a.s.) oradan onun durumuna muttali olabiliyordu. Hz. Peygamber’in eşlerine ait evlerde kendisine ayrılmış birer bölüm vardı. Hz. Peygamber’in hücresi Ar’ar ağacıyla tutturulmuş kıl örgülüydü. Evlerde zaruri olarak bir tuvalet, yıllık zahire yeri ve mutfak, halkla görüşmek için bir yer, Resûlullah’ın geceleyeceği bir yer bulunmaktaydı.
İbn İshak Beni Neccâr’dan bir kadının şöyle dediğini rivayet eder; Benim evim Mescid-i Nebevi’nin çevresindeki en yüksek evlerden biriydi. Bilal her gün onun üzerinde sabah ezanını okurdu seher vakti gelerek evin üstüne oturup fecri gözlerdi.
Hz. Peygamber hanımlarına darıldığı zaman yalnız kalmak istemiş ve bir evde istirahate çekilmişti. Rasulullah’ın istirahat ettiği oda, iki katlı bir evin üst katında idi ve buraya merdivenle çıkılıyordu evin merdivenin ahşap olduğu bildirilmektedir. Oğlu İbrahimi Kuba’da süt anneye vermişti. Onların evi dumanlıydı zira sütannesinin kocası körükçülük yapıyordu. Dumanlar arasından geçerek ziyaret yapılmıştı.
Hz Peygamber ev yapımı konusunda da ashabına yardımcı olmuştur. İbn Sa’d Talakat’ında şu bilgi verilir; Resulullah (sav) Medine’de evleri ikta verdiği zaman Osman b Affan’a bugünkü evini(n yerini, planını) çizdi. Ashabın evlerinde oturmak için seki (sedir) vardı. İslam da ilk bina yapı ustasının Ammar b. Yasin olduğu zikredilir.
Basra ve Kûfe Hz. Ömer zamanında kurulmuştur. O, Basra ve Küfe’nin kurulması için Sa’d. b. Ebî Vakkas’a yazdığı mektupta, hiçbir evin gölgesinin diğer evi gölgelendirmeyecek kadar aralarının geniş olmasını, büyük caddelerin kırkar arşın (yaklaşık 25 m.), ara yolların yirmişer (15 m.), malikânelerin ise altmış arşın (yaklaşık 40 m.) olarak planlamasını istemiştir. Basra ve Kufe’de Merkez Cami (Cuma Camii) ise, caddelerin ayrıldığı orta yere yapılmıştır. Bu planlama Hz. Ömer’in (r.a.) emriyle yapılmıştır. Bu da mühendisliğin ilk dönemde ister seferde, ister hazarda olsun, imar konusunda yapı işlerinde kullanıldığını göstermektedir. Yine Hz. Ömer’ in bir uygulaması olarak o, hicretin 17. yılında Şam’ a gittiğinde, gazaya kışın çıkan (şevâtî) ve yazın çıkan (savaif) ordular düzenledi. Şam’ın müdafaa hatları ve askerî noktaları olan gedik ve gözetleme yerlerini sağlamlaştırdı.
Behz b. Hâkim, babasından, o da kendi babasından şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Ey Allah’ın Resulü, komşunun benim üzerimde hakkı nedir? dedim şöyle buyurdu: “Hastalanırsa ziyaret etmek, ölürse cenazesine katılman, senden borç isterse vermen, çıplaksa örtmen giyeceği yoka giydirmen, bir hayra nail olursa tebrik etmen, bir belaya uğrarsa teselli etmen, binanı onunkinden yüksek yaparak rüzgar gelmesini engellememen, kendisine biraz vermen hariç, tencerenin kokusuyla ona eziyet vermemendir.”
İnşaat yaptıran komşulardan biri, bitişik komşusunun duvarından faydalanmak zorunda kalırsa, onun iznini almalıdır. Yapacağı bir işin bir sakıncası bulunup bulunmadığını en iyi komşusu bileceğine göre, onun kararına saygı duymalıdır. İzin verirse, ona teşekkür ederek bu kolaylıktan faydalanmalıdır. Şayet izin vermez ise, onu zorlayıp kalbini kırmamalıdır. Nitekim Hz. Peygamber, “Hiçbiriniz duvarına ağaç çakmak isteyen komşusuna engel olmasın” buyurmuştur. Bu ve benzeri konularda İslam’ın Şuf’a hakkı olarak tanımladığı bugünün hukukunda önalım hakkı olarak belirtilen konu ortaya çıkmıştır. Önalım hakkı çerçevesinde komşunun da önceliği bulunmaktadır. Hz. Ömer akrabaların çok yakın oturmalarını istemez onların birbirini özleyecek mesafede bulunmalarını arzu ederdi.
Liderlerin milli ve dini yapılara temel taşı koymaları o zaman da vardı denebilir. Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde ilk önce Kuba mescidini inşa etti ve temelinin atılmasına bizzat nezaret etti. İbn Hayseme şunu zikreder: “Resulullah, Kuba mescidini inşa ettiği zaman kıblesine taş koyan ilk kimse oldu. Sonra Ebûbekir bir taş getirip koydu. Sonra da Ömer bir taş getirip Ebûbekir’in taşının yanına koydu. Sonra da insanlar binayı yapmaya koyuldular. İslam’da ilk yapılan mescid buydu.
7. Hamam :
Hz. Peygamber Medine’de uygun gördüğü bir arsaya hamam yapılmasını istemiştir. Hz. Peygamber, bir yerden geçerken “Bu ne güzel hamam yeridir” demiştir. Resulullah bir yere uğradı ve “Bu yer ne güzel” buyurdu ve oraya hamam bina edildi. eş-Şifa’nın kenarına Ebu Zeyd Abdurrahman el-Gırnatî’nin el yazısıyla düştüğü şu not nakledilir; Bu Hz Peygamber’in (sav) mühendislik ve yapı bilgisi çerçevesinde olan bir husustur. Ebû Nuaym bunu Riyâzü’l-müteallimin’de anarak Ebû Rafî’den rivayet eder. Ebû Rafî şöyle dedi: Resulullah (sav) bir yere uğradı ve “ne güzel…” buyurdu ve oraya hamamı bina etti. Hadiste, binaların yerleri ve rüzgârın estiği yerler haber verilmiştir.
8. Hapishane :
Medine’de ilk zamanlar mescidin bir bölümünde suçluların bağlandığı bir yer ayrılmış daha sonra bu işler için evler tahsis edilmiştir. Huneyn dönüşü elde edilen mal ve esirler Cirâne mekiinde tutulmuştur. Hz. Ömer kendi döneminde Mekke’de Safvan b. Ümeyye’nin evini satın almış ve orayı hapishane yapmıştır. Burası uzun yıllar Mekke’de hapishane olarak hizmet vermiştir.